Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) adadaki askeri üsleri üçüncü ülkelerin kullanımına açmasının bölgesel bir güvenlik riski oluşturduğunu ifade etti.
GÜNDEM/DİPLOMASİ – 5 Mart 2026
KKTC Ziyareti ve Ercan Havalimanı Açıklamaları
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) resmi bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ercan Havalimanı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yılmaz’ın gündeminde, GKRY’nin son dönemdeki askeri angajmanları ve bölge politikaları yer aldı.
Üslerin Orta Doğu Operasyonlarında Kullanımı
GKRY’nin üçüncü ülkelere tanıdığı askeri imtiyazlara değinen Yılmaz, bu durumun adayı bir hedef konumuna getirdiğini belirtti. Adadaki askeri üslerin Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar kapsamında kullanılmasının tüm bölge ülkeleri açısından risk teşkil ettiğini aktaran Yılmaz, son bir hafta içinde yaşanan gelişmelerin bu durumu somutlaştırdığını ifade etti.
“Kıbrıs Türk Halkının İradesi Yok Sayılıyor”
Rum yönetiminin adanın tamamı üzerinde hak sahibi gibi hareket etmesini eleştiren Yılmaz, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini göz ardı ettiğini savundu. GKRY’nin büyük güç rekabetleri içerisinde rol alma çabasıyla güvenlik zafiyeti oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Rum tarafının Gazze’deki duruma ilişkin tavrına ve İsrail desteğiyle yürütülen silahlanma faaliyetlerine de dikkat çekti.
Garantörlük Statüsü ve 1974 Vurgusu
Açıklamalarının devamında Türkiye’nin garantörlük statüsüne değinen Yılmaz, adadaki Türk askeri varlığının yarım asırdır hem Türkler hem de Rumlar için güven ve istikrar ortamı sağladığını vurguladı. Yılmaz’ın konuyla ilgili beyanları şu şekilde kaydedildi:
- 50 yılı aşkın süredir adada sağlanan huzur ve barış ortamı sayesinde her iki tarafın da ekonomik olarak kalkındığı ve refah düzeyini artırdığı belirtildi.
- Güvenlik ortamının kalkınmanın temeli olduğu, 1974 Barış Harekatı sonrası oluşan istikrarın tüm ada halkına hizmet ettiği ifade edildi.
- GKRY’nin son dönemde attığı askeri adımların ise bu 50 yıllık güvenlik ortamına ve ada halkının huzuruna zarar verdiği değerlendirmesi yapıldı.





