Rockefeller Global stratejisti Doug Moglia’nın yayımladığı son rapora göre, altın emtia piyasasındaki güçlü konumunu sürdürüyor. Raporda, altının 2030 yılına kadar 10 bin dolar seviyesini aşabileceği öngörüldü.
SİVAS – 31 Mayıs 2026
Rockefeller Global Investment Management piyasa stratejisti Doug Moglia, altının yeni emtia döngüsünde ana belirleyici olmaya devam ettiğini ve mevcut boğa piyasasının bozulmadığını kaydetti.
Altın İçin 10 Bin Dolar Senaryosu
Moglia’nın hazırladığı rapora göre altın, 2027 yılında 5 bin 500 dolar eşiğini geçecek. Uzman isim, fiyatların 2030’dan önce 8 bin dolara ulaşacağını, uzun vadede ise 10 bin dolar seviyesinin üzerine çıkma potansiyeli taşıdığını vurguladı.
Altın ve Gümüşte Tarihi Artışlar
Verilere göre 2025’in başından itibaren altında yüzde 92, gümüşte ise yüzde 152 oranında değer artışı yaşandı. Gümüşün onsu Ocak 2026’da kısa süreliğine 120 dolar bandını aştı.
Moglia, 2022-2024 yılları arasında küresel merkez bankalarının art arda üç yıl boyunca yıllık 1.000 tonun üzerinde altın alımı yaptığını hatırlattı. Bu durumun küresel maden üretiminin yüzde 25’ine denk geldiği ve Rusya’ya uygulanan yaptırımların alım sürecini hızlandırdığı ifade edildi.
Rezervlerde Altın ve Dolar Rekabeti
Merkez bankası rezervlerinin yaklaşık yüzde 31’ini altının oluşturduğuna dikkat çeken stratejist, bu oranın zamanla doların yüzde 56’lık payına yaklaşmasını beklediğini belirtti. 2025 yılında merkez bankalarının altın alımı 863 tona gerilese de küresel ETF varlıkları yüzde 20 artarak 3 bin tonu geçti.
Altını Destekleyen Ana Unsurlar
Emtia döngüsünün; elektrik enerjisine geçiş, yapay zeka altyapısı ve enerji güvenliği ihtiyacı gibi faktörlerle şekillendiği aktarıldı. Öte yandan Fed’in bağımsızlığına dair endişeler, doların değer kaybı ve jeopolitik şoklar altın fiyatlarını yukarı çeken ana etkenler arasında sıralandı. Moglia, benzer ekonomik döngülerin geçmişte ortalama on yıl sürdüğüne de değindi.
Madencilik Hisseleri Ön Plana Çıkıyor
Gümüş piyasasında yeşil enerji ve yapay zeka kaynaklı yapısal bir arz açığı bulunmasına rağmen, üretimin genellikle yan ürün olarak elde edilmesi fiyat artışını sınırladı. Moglia, kısa vadede gümüşün altına kıyasla yükseliş potansiyelinin zayıfladığını dile getirdi.
Ayrıca raporda, altın ve gümüş madencilik hisselerinin doğrudan fiziksel maden alımından daha cazip olduğu belirtildi. Madencilik şirketlerinin temettü ve hisse geri alımlarıyla yatırımcısına nakit akışı sağladığı, bunun da depolama maliyeti yaratan fiziksel altına kıyasla büyük bir avantaj sunduğu vurgulandı.





